Öldürme İsteği Fırında ki Kek
Her zaman ki gibi saat 05:00'da çalan alarmla uyandı Bülent. Kahvaltısını yine tek başına yaparak okula gitmek için hazırlandı. Tam evden çıkmak üzereyken salonda kanepenin üstünde çıplak şekilde yatan üvey babası Uğur'u gördü her ne kadar aldırış etmek istemese de sinirlendi. Sinirli bir şekilde evden çıktı Bülent her zaman ki gibi. Nasıl sinirli olmasın ki? Bu eve girmesine bile tahammül edemediği adam şimdi üvey babasıydı, tüm gün evde çıplak bir şekilde oturarak televizyon izliyordu Bülent'in ve ablası Denizin hayatlarına karışıyordu. Tüm gün Bülent'in annesi Fatma'nın getirdiği parayı yiyerek geçiriyordu vaktini ama Fatma bu durumdan şikayetçi değildi, mutluydu tam aksine Bülent hiç anlam veremiyordu annesinin mutlu olmasına.Evden çıktıktan sonra hemen her sabah arkadaşı Yusuf ile buluştuğu evinin bir sokak ilerisinde ki parka gitti boş salıncaklardan birisine oturarak hem arkadaşının gelmesini bekledi hem de biraz sakinleşmeye çalıştı Bülent o esnada arkadaşı Yusuf'un sesini duydu. Yusuf elinde kalın bir dosya ve sırtında çantası ile Bülent'in yanına gelerek hemen yanındaki boş salıncaklardan birisine oturarak "Naber kanka?" dedi tebessümle fakat Bülent'in sinirli olduğunu görünce "Anladım berbat yine mi o hani şu üvey baban Uğur?" Bülent başını öne eğerek "Salonun ortasında utanmadan çıplak yatıyor piç." Bir kaç dakika hiç bir şey söylemeden oturduktan sonra Yusuf konu değiştirmeye çalıştı bir çırpıda çantasını çıkartarak kucağına aldı ve "Bugün proje ödevlerinin teslim günü getirdin mi?" Bülent ayağa kalkarak "Evet çantamda hadi gidelim." diyerek karşılık verdi. Okul her zaman ki gibi sıkıcı ve yorucu geçmişti. Bülent eve geldiğinde üvey babası Uğurun salonda çıplak bir şekilde televizyon izlediğini gördü hemen ayakkabılarını çıkartarak odasına gidecekken Uğur seslendi "Çay getir lan bana!" Dişlerini sıkarak "Peki" diyerek mutfağa yöneldi Bülent. Çayı hazırlarken farkında olmadan küfürleri sesli bir şekilde etmeye başlamıştı Bülent "Çay getir lanmış inşallah boğazında kalır da geberirsin piç. Çekip gitmedi bir türlü evden pezevenk." çayı hazırladıktan sonra arkasına döndüğünde Uğurun kendisine sinirli bir şekilde baktığını gördü. Uğur Bülent'in yanına giderek hızlı bir şekilde boğazını sıkmaya başladı. Bülent elinde ki bardağı düşürmüş iki eliyle de Uğuru yitmeye çalışıyordu ama nafile olmuyordu. "Söyle lan kim piç, kim evden gitmeyen pezevenk ha söylesene lan piç. Cevap ver lan kimmiş piç?" bir süre daha Bülent'in yüzüne bağırarak boğazını sıktıktan sonra geriye çekildi Uğur. Mutfaktan çıkmak için arkasını döndüğünde Bülent bağırdı "Oruspu çocuğu!" bunu duyunca daha çok öfkelenen Uğur arkasını dönerek hızlı bir biçimde Bülent'e sert bir tokat attı. Yediği tokat ile yere düşen Bülent karnına yediği bir kaç tekmeden sonra ağlamaya başladı. Bir kaç dakika yerde ağlayarak hareketsiz yatan Bülent çok sert bir acı ile kendine gelerek çığlık atmaya başladı. Uğur eline aldığı kemerle Bülent'e hiç acımadan vuruyordu sonunda kemeri elinden bırakarak Bülent'i saçından yakalayarak evin giriş kapısının yanında bulunan ufak kilere kilitledi. Bu kiler evin giriş kapısının hemen sol tarafında bulunuyordu evdeki kullanılan kullanılmayan her türlü araç gereç bu odadaydı, oda fazla büyük sayılmazdı ve ışık düğmesi odanın dışında bulunuyordu. Odada kapının bulunduğu duvar hariç diğer üç duvarda tavana kadar ulaşan büyük raflarla donatılmıştı. Bülent akşam annesi Fatma işten gelene kadar kilerde kaldı hala vücudunda kızarıklıklar vardı hala canı acıyordu. Akşam annesi Fatma eve geldiğinde Uğur kendisini haklı gösterecek şekilde anlatınca Fatma'da kendi oğluna kin beslemeye başlamıştı direk kilere giderek kapıyı açtı ve Bülent'e "Ne yaptın lan sen? Ne demek piç baban o senin." diyerek Bülent'e saldırmaya başladı ablası Deniz annesi Fatmayı zor bir şekilde durdurarak "Vurma çocuğa." diyerek annesine karşı çıktı "Zaten hep sen yüz veriyorsun buna arkasında sen varsın diye böyle." diyerek Denize bağırmaya başladı "Bu gece burada kalacak bu piç." diyerek kapıyı kilitleyip kilerin ışığını söndürerek anahtarı aldı Fatma fakat Deniz kilerin ışıklarını tekrar açtı "Bırak ışıklar açık kalsın bari." "Eğer Bülent'i oradan çıkarırsan ikinizi'de sokağa atarım Deniz." "Tamam sadece ışıklar açık kalsın." dedi Deniz.
Bülent iyice canı sıkılmaya başlamış bir şekilde kilerde oturuyordu Allah'tan ışıklar açık diyordu kendi kendine sonra ayağa kalkarak rafları kurcalamaya başladı. Bir süre sonra ikinci rafta bir poşetin içinde bir bıçak buldu üzerinde kılıfı olan çok güzel bir bıçaktı yanında bir de bileme taşı vardı Bülent bıçağın kime ait olduğunu biliyordu dedesi Hamza'ya aitti bu dedesi üç yıl önce vefat etmişti çok severdi Bülent dedesini arada sırada keşke yaşıyor olsa derdi. Bıçağı tekrar yerine koyarak uyumaya çalıştı Bülent fakat bir süre sonra birisinin kendisini dürtmesiyle uyandı. Uğurdu bu sarhoş bir şekilde gülümseyerek Bülent'i dürtüyordu "Şşt kalk lan ana kuzusu kalk." bir süre aldırış etmese de sonunda "Ne var" diye sordu Bülent "Bundan sonra okula gitmek yok lan gir bir işe çalış eve ekmek getir piç." Uğurun kendisi çalışmazken Bülent'e çalış demesi çok gıcığına gidiyordu Bülent'in "Okuyacağım ben sen git çalış ben çalışmam." "Ne demek lan ben çalışmam gir bir işe çalış başlatma okuluna bir işe yaradığın yok zaten." diyerek Bülent'e hızlıca bir tokat attı dayanamayan Bülent Uğuru geri iterek ev kapısına doğru koşmaya çalıştı fakat Uğur onu saçından yakalayarak tekrar kilere itti. Bülent kilere tekrar girdiğinde dedesinin bıçağını gördü fakat hiç bir şey yapmadı. Uğur Bülent'i kendisine çevirerek suratına yumruklar ve tokatlar atmaya başladı "Bana bak lan bir daha o elin bana kalkarsa öldürürüm seni" diyerek kilerden çıktı tekrar kapıyı kilitleyerek kilerin ışığını kapattı.
Sabah annesi Fatma evden gidince Deniz yedek anahtar ile kilere giderek Bülent'e yemek götürdü "Nasıl çok yanıyor mu canın?" "Biraz" "Sende iki dakika tutamadın çeneni ne olurdu küfretmeseydin?" "Ne yapayım abla çok sinirimi bozuyor o herif." "Benimde sinirimi bozuyor ne yapalım adamı öldürecek halimiz yok ya." işte o an Bülent'in aklına iyice yerleşmişti Uğuru öldürmek tek çaresi buydu içinde ki öldürme hissi tıpkı fırında ki bir kek gibi kabarmaya başlamıştı. Ablası Deniz yemeğini yedirerek Bülent'e pansuman yaptı "Benim çıkmam gerek tamam. Bu kilerin yedek anahtarı bunu sakla lazım olursa kullanırsın tamam mı?" diyerek Bülent'e sarıldıktan sonra çıktı.
Bülent ablası gittikten sonra yedek anahtarı ikinci rafta bulunan alet kutusunun altına sakladı ve uykuya daldı. Biraz dinlenmişti uyuyarak.
Tek Yapması Gereken Onu Servis Etmekti
Ertesi sabah ablası Deniz Bülent'e seslenerek evden çıktıktan sonra evde sadece Uğur ve Bülent kalmıştı Bülent'in içinde kabaran o öldürme hissi artık olmuştu tıpkı fırında kabararak pişen kek gibi kek artık olmuştu tek yapması geren onu servis etmekti. Bülent hemen dedesinin bıçağını alarak bileme taşı ile bir kaç dakika biledi dedesi bu bıçağı bıraktığı için ona teşekkür ediyordu. Artık bıçak hazırdı Bülent ablasının verdiği anahtar ile kilerden çıkarak mutfağa gitti üvey babası Uğur arkası dönük bir biçimde televizyon seyrediyordu Bülent hemen eline bir elma alarak elmayı kesti ve bir tabağa koydu bıçağı ise kılıfı ile pantolonunun arkasına bağlayarak elbisesi ile kapattı eline bir çatal ve elma tabağını alarak üvey babasının yanına geldi Uğur Bülent'i karşısında görünce "Sen nasıl çıktın lan kilerden?" "Annem senden özür dilemem için anahtarı bıraktı bende sana elma getirdim özür dilerim baba." diyerek tabağı uzattı. Tabağı eline alan Uğur "Aferin lan adam oluyorsun." diyerek tabağı aldı elmayı iğrenç bir şekilde yiyordu. Bülent bu görüntüden çok rahatsız olmuştu.Ve birden Bülent Uğura sarıldı Uğur hiç bir şey anlamamıştı "Çekil ulan üstüm.." dediği sırada midesinde bir ağrı hissetti Bülent bıçağı saplamıştı ve bıçağı yavaşça çekti Uğur Bülent'i iteceği esnada Bülent tekrar hızlı bir şekilde sapladı bıçağı. Sonra yavaş yavaş doğruldu Bülent yüzünde çok korkutucu bir gülümseme vardı. Bıçağı karnından tekrar çekti Uğurun karnından kanlar fışkırarak akıyordu her yer kırmızı olmuştu ağzında ki elmalarda tükürük ve salya ile akmaya başladı. Bülent bıçağı Uğurun yemek ve soluk borusunun sağ tarafına dayayarak yavaş yavaş bıçağı boğazına sokmaya başladı çok mutluydu Bülent içinde kabaran o kekin tadını çok sevmişti ve bir süre sonra bıçağı boğazından çıkartarak odasına gitti Bülent bıçağı yastığının yanına koyarak çok rahat bir uykuya daldı. Eve gelen annesi sinir krizleri geçirmişti inanamıyordu bunu Bülent'in yaptığına aynı polis, hakim, savcı ve avukatlarında inanamayacağı gibi. Bülent üzerinde yapılan testler sonucunda mahkeme tarafından akıl sağlığının yerinde olmadığına karar verilerek İstanbul'da bulunan Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları hastanesine sevk edildi. Bülent artık hayatının geri kalanını burada geçirecekti mutlu bir şekilde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder